14 Aralık 2016 Çarşamba

bu da geçecek...




böyle yormazdı hayat
şarkılar kalmasa yarım
bir sabah umudumuzda 
kör karanlık ayazında
düşmese türkümüz
dudağımızdan
yıkılmazdık
küsmezdik böyle 
yeşil bakarken siyaha
çalmasa renklerimizi
can dediklerimiz
korkar mı insan
korkuyor işte şimdi
bir gölgeye sığınmaktan
bir dala tutunmaktan
sevmedim hiç yalnızlığı
ama yalnızlık kadar
 bilmedi hiç kimse
kıymetimi
bir o bırakıp gitmedi beni
düşer miyiz
asla
bir ay ışığında
belki biraz tutuk
belki biraz öksüz
belki yarım
mehtaba şiirler okuyacağız
bir başımıza
dumanı tütecek ince sigaramızın
dolandıkça hayat denen zindanın
parmaklıklarından
yine güneş doğacak
yine sabah olacak
bu da geçecek
                                                                                                                                           bu da geçecek




6 Aralık 2016 Salı

18 Kasım 2016 Cuma

Gör...



Sen Aşk'ı şimdi gör
İnanmadığın Mecnun misâli
Yokluğun çöl

Ama ağıtlar yakmam gidişine
Mecnunluk benim işimse
Severim seni
Aklım yitene kadar







15 Kasım 2016 Salı

Gün gün...



Kış geliyor yavaş yavaş
Terketti dallarını yapraklar
Buruk bir sarıya bürünüp...

Sitemkâr bir gökyüzü
Ayrılıklara ağlamaklı
Bulut bulut biriktirmiş
İçinde ne varsa
gidenlere dair

Yalnızlık koymazdı insana
Bu uzun kış geceleri olmasa
Türküler bile ağırlaşıp yüreğe oturuyor
Günde bir ikiydi ince sigaram
Şimdi elim, yüzüm, ruhum duman

Dert bir değil ki hava soğuyunca
Kurdu, kuşu, kediyi, köpeği düşün
Ocaksız evi , çorapsız çocuğu
Meteliksiz babayı
Öksüz kalan Aşkları

Denizi seyretmek iyi gelirdi
Oda böyle hırçınlaşmasa
Bir şeylerin acısını çıkarır gibı
Kayalardan almasa hırsını
Öyle buz gibi bakmasa...

Olsun...
Masallar okunur şimdi
Sıcak bir köşede, kuytuda
Avunur gönül






10 Ağustos 2016 Çarşamba

inanmasan da...





karanlığa kırgınlığımız yok bizim
nasılsa doğacak bir Ay'ımız var
her kışın arkasında Güneş'imiz
ağlamaların ardından gülüşlerimiz
derdin, kederin yerine neşemiz var
daralacak kadar küçük değil ki yüreğimiz
bitecek kadar az sevgimiz
küsecek kadar çok vaktimiz olmadı hiç
ince bir nakıştı hayat işlemesi zor
ama renklerimiz vardı pembe, al, mor
dallar çiçekler çizdik bozkırlara inat
her sabah yeniden doğarken gün
yeniden doğduk sıyrılıp acılarımızdan
Bir Aşk'a tutulduk her daim taze
seven de biz olduk sevilende...




28 Temmuz 2016 Perşembe

yıllar sonra...





 hayret etme 
ne yapıyorsam senin için
yoksa bu dalgaların ne işi var
durulmuş gönlümde
daldan erik çalacak yaşlarım mı benim
küçük kalp atışlarıyla bile
tutmuyorken dizlerim
bu çocuksu heyecanım neden


kaç taş döşeli bu dar sokak
hadi sor söyleyeyim
Saydım yolunu beklerken
niçin şaşırıyorsun simdi bana sen
öyle bilmiş, öyle vakur, öyle tepeden
Leyla ve Mecnun'dan
 ders verirken 
çömez bir talebe olmak varmış Aşk'a











30 Haziran 2016 Perşembe

Sorsaydın


nasılsın diye sormadin
sorsaydın söyleyecektim
hiç iyi olmadığımı

belki sıcaklardan
belki çocuklardan
belki iş yerinden
dertliyim diyecektim de
anlarsın diye bakamayacaktım
gözlerinin içine






6 Mayıs 2016 Cuma

durma...



Uzun uzun cümlelerle değişmez mânâ
Ne söyleyeceksen iki kelimeye sığdır
böyle can çekiştirme bana

her saniyede zorlaşır gitmek
ölüm bir anda olsun
sevmek bir anda
bir anda doğsun güneş
ve batsın bir anda...

ne kadar derin soluklansan
değil mi ki verilecek o nefes
akacak o kan
haydi durma o zaman...

4 Ekim 2015 Pazar

içten sesler...

tam oldu diyorsun
ayağının altından kayıyor bir taş
yıkılıyorsun

güç bela hadi bir daha
baştan başlamalar
yeni umutlar
yeni sevinçler diriltiyorsun

her seferinde eksiliyor bir şeyler
yarım yamalaklığınla
kafa tutuyor
ezilmişliğini
başını dik tutarak
geçiştiriyorsun

yalnızsın yapayalnız
gülümseyen suratlar dört duvarın ardında kalınca
hırsını dört duvardan çıkarıyorsun
kimseler duymuyor senden başka

normalleştirmek istiyorsun 
her an her şey olabilir
en sevdiğin düşman
en güvendiğin bırakıp gidebilir
ölüm çıkar ansızın 
ayırır hiç ummadığından
ya da inançların 
bir gün temelden yıkılabilir
diyorsun
diyorsun
kendi söylediğine
 kendin inanmak istemiyorsun

ellerin takılıyor gözüne
yorgun ve yaralı
kalbineyse hiç dönüp bakamıyorsun

olsun hayat
böyle olsun
ciğer sattıracaksan bugün bize
al işte ellerimiz kan
hazırız çoktan















17 Ağustos 2015 Pazartesi

Deniz bitti...



                               deniz bitti
kıyılara attı kendini son damlalar

göğsüm sıkıştı mavisiz soluklardan
    " bir an" ın bitmesine daha çok var
             "Ya Sabır" taşları çekiyorum 
                    sektirdiğim mesafelerce

bir türkü duyuyorum diplerden
"aldırma gönül " diyor
aldırıyorum
Susuzluğum geliyor aklıma
balıklar kadar ıssızlığım
Yakamozlar gibi
"Bir var bir yok" muşlugum

bu kadar da koyverilir mi deyip
yürüyorum karşı kıyılara
hey ! dar sokaklı rum mahallesi
kalamar kokulu hayatlar
deniz bitti diyorum size
deniz bitti
 duymuyorlar

kurumuş yosunlar ayaklarımda
sadece bir nefes imbat diyorum
ah şarabı dibe vurmuş kayıkçılar
deniz kızlarıyla muhabbetten mest
Kendi kanlarını yudumluyorlar
İmbat diyorum, deniz diyorum
Bitti diyorum
Duymuyorlar

Yarına çok var mı ey mehtap
Yıldızlar hâlden anlar mı
Geçer mi bu uzun gece
Toprağa tutunur mu ellerim
Denizi unutur mu